KAĞIDIN RENGİ
Günümüzde değişik renk ve beyazlıklarda kâğıt üretilmektedir. Kâğıdın beyazlığı; ağartıcı kimyasal maddeler, fosforlu boyalar, pigment ve benzeri maddelerle ayarlanır. Renklendiriciler kâğıdın hamuruna katılabileceği gibi, kâğıt sonradan baskı yoluyla da renklendirebilir. Kâğıdın rengi, üzerine basılacak işin rengini etkiler. Renkli tasarımlar için en çok kullanılan kâğıt rengi beyazdır.
KAĞIDIN SU YÖNÜ
Kâğıdın su yönü veya dokusu, kâğıt hamurunun tabaka halinde döküldüğü sırada liflerin izlediği yönü gösterir. Kâğıdın üretimi sırasında kâğıt hamuru sulu bir kıvamda tel süzgeç üzerine dökülür. Lifler yavaş yavaş suyunu atarak bandın üzerinde yayılmış olan hamurun akış yönünde birbirine bağlanır. Su yönü kâğıdın özelliklerini üç şekilde etkiler:
Kâğıt su yönünde daha kolay yırtılır ve katlanır. Kâğıt su yönünde daha katı, tok ve sağlamdır. Kâğıdın havadan nem aldığı ve havaya nem saldığı zaman boyutlarındaki değişmeler su yönünün tersi yönünde olur.
KAĞIDIN YOĞUNLUĞU
Bir kâğıdın baskıda mürekkep alan yüzünün arka yüzü etkileyip etkilememesi kâğıt yoğunluğunun en önemli göstergesidir. Yeterli yoğunluğa sahip olmayan kâğıtlar bir yüzeyine basılmış işi arka yüzeylerine yansıtır. Yoğunluk, kâğıdın kalınlığı ve gramajı ile yakından ilgilidir. Kalın bir kâğıdın dokusunda daha fazla lif bulunur. Bu lifler ışık geçirgenliğini azaltarak kâğıdın yoğunluğunu artırır.
KAĞIDIN YÜZEYİ
Tabaka halinde dökülen kâğıt hamuruna merdanelerle pürüzlü, grenli ve dalgalı bir yüzey dokusu verilebilir. Kâğıt tarafından mürekkebin emilişi genellikle yüzeyi ile ilgilidir. Mürekkep grenli ve mat yüzeyli kâğıtlarda daha çok emilir. Buna karşın pürüzsüz ve parlak yüzeyli kâğıtlar mürekkebi yüzeyde tuttukları için baskıda canlı ve parlak renkler elde edilir.
KAĞIDIN PARLAKLIĞI
Parlaklık, kâğıdın yansıttığı ışığın ölçüsüdür. Kâğıtların çoğu gelen ışığın % 60-90’ını yansıtır. Kâğıdın parlaklığı okunabilirliği etkilediğinden önemlidir. Yüksek parlaklık gözün yorulmasına neden olabilir. Özellikle yüzeyi işlenmiş ve parlak kâğıtlar uzun metinlerden oluşan çalışmalar için uygun olmayacaktır.

Ham maddesi selüloz, odun, saman, atık kâğıt gibi bitkisel maddeler olan, üzerine baskı yapmaya elverişli tabakaya kâğıt denir. Kâğıdın hammaddesi bitkilerde bulunan liflerdir (selüloz). Selüloz üretiminde genellikle ağaçlar kullanılmaktadır. Kabukları soyulduktan sonra suyun içerisinde çeşitli kimyasallar ile birlikte seyreltilen ağaç, birbirine geçmiş halde olan hamurlaştırılmış bitki lifleri haline getirilir. Artık hamur haline gelmiş hammadde, suyla yıkanarak ağacın lifleri bir arada tutan maddesinden arındırılır. Kâğıda beyaz rengi veren de bu işlemdir. Daha sonra hamurun içindeki liflerin düzleştirilmesi için özel olarak geliştirilmiş bıçaklar, liflerin daha küçük parçalara ayrılmasını ve birbirine daha iyi yapışmasını sağlar. Bu sayede kâğıdın yapısı sağlamlaşır. Hamura, beyazlaştırıcı malzemeler veya renklendirme için çeşitli kimyasallar katılarak karıştırılır ve lifler pürüzsüz hamur haline getirilmiş olur.
Baskı kâğıtları; yüzey özellikleri, üretimde kullanılan maddeler ve üretim yöntemi, belirli bir baskı sistemine uygunluğu ve kullanım alanlarına göre farklılık gösterirler. Tüm bu farklılıklar; parlak, mat, pürüzlü, düzgün, kalın, ince, opak, transparan gibi değişik kağıt özelliklerini, dolayısıyla kağıt türlerini oluşturur.
Birinci Hamur Kâğıtlar: Paçavra ve selüloz hamuru ya da saf selülozdan üretilen beyaz renkli kâğıtlardır. Kâğıt hamuruna renk katılarak gri, mavi, kırmızı, yeşil, sarı ve şamua renklerde de üretilirler.
İkinci Hamur Kâğıtlar: Selüloz ve ağaç hamurunun karışımından üretilen ve rengi birinci hamur kâğıda göre daha sarımsı olan kâğıtlardır.
Üçüncü Hamur Kâğıtlar: Tamamen ağaç hamurundan üretilir. Gazeteler bu kâğıtlara basılır.
Pelur Kâğıtları: Yarı saydam, hafif ve ince bir kâğıt türüdür.
Çıkartma Kâğıtlar: Şeffaf, 1. hamur, kuşe çıkartma ve kromolüks çıkartma çeşitleri bulunur.
Yaldız Kâğıtlar: Gümüş yaldız ve altın yaldız gibi tonlarda renkleri vardır.
Otokopi Kâğıtları: Geçirgenlik özelliği sayesinde karbon kâğıdı kullanmaya gerek kalmadan yazılanların alttaki diğer kâğıtlara geçmesini sağlayan kâğıtlardır.
Kuşe kâğıtlar: Yüzey parlaklığı, pürüzsüzlük, ağırlık gibi belirli özellikler kazanması için polimer ile kaplanarak üretilen kâğıtlardır. Mat kuşe ve parlak kuşe olmak üzere iki cinsi vardır.
Aydınger Kâğıtları: Işık geçirgenliği yüksek olan bir kâğıt türüdür. Baskıya hazırlık aşamasında film yerine kullanılabilir.
Para Kâğıdı: Para basmak veya diğer çok kıymetli evrakların baskısı için kullanılan ve sahtesinin yapılması çok zor olan kâğıt türüdür. % 100 pamuk, keten veya paçavradan yapılır.
Tuale Kartonlar: Çeşitli renklerde desenli olarak üretilmiş kâğıtlardır. Daha çok davetiye, kartvizit gibi işlerde tercih edilirler.
Bristol Kartonlar: Amerikan Bristol’ü olarak da bilinen bu karton bir yüzeyi işlenmiş, parlak ve tam beyaz, diğer yüzeyi mat ve pürüzlü kaliteli bir karton türüdür.
Krome ve Kromelüks Kartonlar: Bu kartonlar bir yüzeyi düzgünleştirilmiş ve beyazlatılmış, diğer yüzeyi mat, daha çok ambalaj sektöründe kullanılan bir karton türüdür.
Mukavvalar: Atık kâğıtlardan üretilir, cilt yapımında kullanılır.
Ozalit Kâğıdı: Işığa hassas yüzeye sahip olan, amonyak buharı ile görüntüsü oluşan ve prova baskılarında kullanılan kâğıt çeşididir.
Oluklu Mukavva: Oluklu mukavva iki kâğıt plaka arasına yapıştırılmış başka bir kâğıttan oluşan birkaç katlı malzemedir. Genellikle kutu üretiminde kullanılır.

Kâğıt; kırma(katlama), baskı ve baskı sonrası işlerde etek, makas ve poza yönlerine göre toplanmalı ve bir sonraki işleme girmelidir.
Makas: Kâğıtların baskı, kırım ve cilt işlemleri için makinelere girdiği yöndür. Bu alana baskı yapılamaz. Baskı makinesinin kağıdı tutan mekanizmasının adı da makastır. Kâğıtlarda üretim aşamasındaki birtakım problemlerden dolayı uzunluk kısalık farkı olabilir. Bundan dolayı kâğıtların makas yönünde toplanması gerekir. Toplayıp keserken de yine kâğıtların makas yönünde toplanması gerekir. Makas yönünde kesilmeyen kâğıtlarda ölçü farklılığı meydana gelir ve daha sonraki aşamalarda telafisi olmayan sorunlar yaşanmasına neden olur.
Etek: Kâğıdın makas yönünün tam karşısında olan, kâğıdın tutulup da toplandığı kısımdır. Etek yönü makinelerden çıkan son kısımdır.
Poza: Baskı makinelerinde kâğıdın hizalanarak baskıya geçmesini sağlayan makine parçasına poza denir. Aynı zamanda kağıdın poza tarafından tutulan yönünede poza denir. Kâğıtlar toplanırken poza yönünde toplanmalı ve aynı yönde makineye girmesi sağlanmalıdır. Kağıt havalandırılırken dikkat edilecek hususlar;
Kullanılacak kâğıtlarda statik elektriklenme olmaması için atölye ortamında veya atölye ile bağlantılı depolarda muhafaza edilmiş kâğıtlar kullanılmalıdır. Kâğıt havalandırma ve toplama tezgâhları temizlenmelidir. Kâğıtların aralarına hava verilmeli ve her tarafının hava alması sağlanmalıdır. Kâğıtlar kırılmadan, yıpratılmadan, özenle havalandırılmalıdır. Kâğıtlar makas ve poza yönlerine dikkat edilerek havalandırılmalıdır. Havalandırılmış ve düzgün toplanmış kâğıtlar poza ve makas taraflarından, bozulmadan makineye yüklenmelidir.
Su Yönü: Kâğıdın üretimi sırasında kâğıt hamurunun suyu süzülüp merdanelerden geçerken kâğıt lifleri bir yönde dizilir. Liflerin dizildiği bu yöne su yönü denir. Kâğıtlar su yönünde daha kolay yırtılır ve katlanır. Kâğıdın su yönü, baskı ve baskı sonrasındaki işlemleri doğrudan etkiler. Suyun kullanıldığı ofset baskı tekniğinde nemden etkilenen kâğıtta bir genleşme söz konusu olur. Bu genleşmenin baskı üzerinde yapacağı olumsuz etkiyi en aza indirmek için kâğıdın su yönünün baskı kazanına paralel olması gerekir. Özellikle baskı sonrasında katlama, perforaj ve kesim işlemlerinde su yönüne göre kâğıt farklı tepkiler verir. Kitap, dergi, broşür gibi formalı çalışmaların düzgün katlanması, yapılan cildin daha sağlam olması, kitabın açılması ve okunmasında sayfaların direnç göstermemesi için kâğıdın su yönü formanın sırtına paralel olmalıdır. Karton ambalaj üretiminde doku yönünün yanlış olması durumunda ambalajın yan yüzeylerinde dirençsizlik olabilir. Cam şişe, metal gibi sert ambalajlar üzerindeki etiketlerin yapışmakta sorun çıkarmaması için su yönü sarılma yönüne paralel olmalıdır. Su Yönü Nasıl Bulunur?
1. Kâğıdın eninden ve boyundan belirli ölçülerde şeritler kesilir. Bu şeritler parmak ucu ile tutulur. Su yönünden kesilen parça direnç göstererek dik durur, diğer yönde ise eğrilir.
2. Kâğıdın eni ve boyu iki tırnak arasında sıkıştırılarak kuvvetle çekilir. Kâğıdın bir tarafının dalgalı hale geldiği diğer tarafının dalgalanmadığı görülecektir. Buruşmayan ve dalgalanmayan taraf kâğıdın su yönünü gösterir.
3. Kâğıdın enine ve boyuna su sürülür. İki yönden birinde buruşma ve kıvrılma olduğu, diğerinde olmadığı görülecektir. Buruşmayan ya da kıvrılmayan yön kâğıdın su yönüdür.
4. Kâğıt iki ters ucundan yırtılır. Yırtılmanın bir yönde rahat ve düzgün, diğer yönde ise dirençli olduğu ve düzgün olmadığı görülecektir. Düzgün yırtılan taraf kâğıdın su yönüdür.

Basılması istenilen bir şeklin, resmin veya yazının baskı materyaline bir kalıp aracılığıyla aktarılmasını sağlayan renkli akışkan maddeye mürekkep denir. Baskı mürekkepleri pigment, bağlayıcı (yağ, reçine veya vernik), çözücü, kurutma ve bağlama maddeleri gibi çeşitli katkı maddelerinden oluşur.
PİGMENT
Mürekkebe renk veren maddedir. Basılan mürekkebin saydam veya örtücü oluşunu, parlaklığını, ışık ve kimyasal maddelere dayanıklılık derecesini belirler. Bu nedenle mürekkebin en önemli parçasıdır.
BAĞLAYICILAR
Toz halinde bulunan pigmentin mürekkep içerisinde sıvı hale getirilerek baskıaltı malzemesine aktarılmasını sağlayan bileşendir. Mürekkebin parlaklığını belirler; kimyasallara, ısıya, suya karşı dayanıklılık kazandırır ve pigmenti baskı yüzeyine taşıyarak orada tutunmasını sağlar.
ÇÖZÜCÜLER
Pigment ve bağlayıcılara baskı materyallerine baskı yapılabilmesi için kazanması gereken akıcılık özelliğini kazandırır. Mürekkebin akışkanlığını sağlama ve kuruma hızını ayarlama gibi görevleri yerine getirir.
YARDIMCI MADDELER
Mürekkep içerisine katılan kurutucu, inceltici gibi maddelerdir. Mürekkebin kuruması, sürtünme direnci, viskozite gibi etmenleri sağlayan malzemelerdir.
KURUTUCULAR
Mürekkebin uygun bir zamanda sertleşmesini sağlamak ve bağlayıcının kuruma zamanını hızlan-dırmak için kullanılır.
İNCELTİCİLER
Mürekkebin yolma dayanıklılığını ve baskı derecesini arttırmak için kullanılır.
BEZİR YAĞI VE VERNİK
Bezir yağı keten tohumlardan çıkarılır ve bezir yağından elde edilen vernik pigmentle karıştırılır.
Mürekkep üretimi için kullanılacak yöntem, üzerine baskı yapılacak yüzeyin türüne ve baskı tekniğine bağlıdır. Mürekkepler kâğıt, metal, plastik ve kumaş gibi çok çeşitli yüzeylere baskı yapabilirler. Baskı yöntemlerinin hepsi benzerdir. Mürekkep bir plakaya veya silindire uygulanır buradan da yazdırılacak yüzeye uygulanır. Farklı baskı tekniklerine uygun farklı mürekkepler üretilir.
Mürekkep iki aşamada üretilir: Birinci aşamada vernik üretilir (solvent, reçine ve katkı maddelerinin karışımı) , ikinci aşamada ise pigmentler karıştırılır. Vernik, herhangi bir mürekkebin tabanı olan berrak sıvıdır. Vernikler, reçineleri, çözücüleri ve katkı maddelerini (genellikle yüksek sıcaklıklarda) bir araya getirerek homojen bir karışım oluşturmak için kullanılır. Pigment verniğe karıştırılır. Verniğe karıştırılan pigmentler küçük parçacıklar halinde mürekkebin içinde homojen olarak dağılır.
Mürekkep kâğıda basılır basılmaz incelticiler uçarak veya buharlaşarak mürekkepten ayrılırlar, böylece kuruma işlemi gerçekleşmiş olur. Sıvı incelticiler kâğıdın derinliğine nüfuz eder. Geriye kalan reçine mürekkep pigmentini kağıda bağlar ve kuruma gerçekleşir. Kuruma birkaç şekilde gerçekleşir;
Buharlaşma (evaporasyon): Mürekkep yapısında bulunan uçucu solventlerin baskıdan hemen sonra buharlaşarak mürekkep filminden uzaklaşmaları yoluyla oluşan kurumadır.
Oksidasyon ve Polimerizasyon: Mürekkebin vernik ve pigment kısmının havanın oksijeni ile birleşerek kimyasal reaksiyonlar sonucu polimerleşip sertleşmesidir.
Penetrasyon (nüfuz etme): Mürekkebin içinde bulunan çözücünün baskı yüzeyi tarafından emilmesi yoluyla oluşan kuruma şeklidir.
UV Kuruma: Ultraviyole ışık enerjisi yardımıyla mürekkep filminin baskı yüzeyinde sertleşmesidir.
Radyasyon: Ultroviyole(UV) ve Infraruj (IR) ışık enerjileri yardımıyla mürekkep filminin baskı yüzeyinde sertleşmesi, polimerleşmesidir.
Her baskı tekniğinin özelliğine göre farklı mürekkepler üretilmektedir. Tipo ve ofset baskı mürekkepleri yoğunluk olarak daha kıvamlı katı mürekkepler olup, baskı anında inceltici pasta vb. yardımcı maddelerle kullanılırlar. Flekso ve tifdruk mürekkepleri ise solvent esaslı olarak inceltilmiş daha akışkan ve sıvı kıvamdadır. Serigrafi mürekkepleri de hızlandırıcı ve geciktirici tinerlerle kullanılır.
MÜREKKEPLERİN ÖZELLİKLERİ
Işık Haslığı: Renklerin kaç gün süreyle solmadan kaldığını gösteren özelliğidir. Renk sabitliğini etkileyen ise pigmentlerdir.
Tiksotropi: Durgun haldeki mürekkep çok kalın olmasına rağmen karıştırılınca akmaya başlar. Mürekkep karıştırıldıktan sonra kendi haline bırakılırsa bir müddet sonra yeniden kalınlaştığı görülür. Buna tiksotropi özelliği denir.
Yapışkanlık: Mürekkebin ayrılmaya karşı gösterdiği dirençtir. Mürekkebin baskı yüzeyine transferinin sağlanması için mürekkep tabakasının her bir merdanede iki parçaya ayrılması gerekir. Bu olayı sağlayan ise mürekkebin yapışkanlık özelliğidir.
Viskozite: Mürekkebin akışkanlığa karşı göstermiş olduğu dirençtir.
Yerleşme: Kâğıda transfer olan mürekkep tabakası içindeki pigmentin kâğıt yüzeyine tutulabilmesi için sıvı durumda olan bağlayıcının katı duruma geçmesi gerekmektedir. Koruma denilen bu olay mürekkep tabakasının kauçuktan kâğıda transfer olmasıyla başlamaktadır. O anda bağlayıcının bir kısmı kâğıt tarafından emilir ki bu olaya yerleşme denir.

Genel olarak basım süreci; baskı öncesi, baskı ve baskı sonrası aşamalar olmak üzere üç grupta incelenmektedir.
Basılacak işlerin dijital ortamda düzenlenip, tasarımlarının kalıba hazırlandığı bölümdür. Kalıp hazırlama işlemleri günümüz teknolojisiyle çok kolaylaşmıştır. Bu alanda son gelişme, sayfa düzenlemesinin yapılması ve bilgisayar ortamında sayfaların forma düzeninde montajlı olarak hazırlanmasının ardından, film çıkış ve montaj aşamalarına gerek kalmadan, doğrudan doğruya kalıp üzerinde pozlandırmasının yapılabilmesidir. Bilgisayardan kalıba (Computer to plate CTP) adı verilen bu sistem, tıpkı film pozlandırma makinesi gibi çalışmakta ve bilgisayardan aktarılan sayısal veriler doğrultusunda yine bir laser ışık kaynağı ile film yerine bu kez doğrudan doğruya kalıp plakasını pozlandırmaktadır. Baskı kalıplarının hazırlanmasından sonra baskıya geçilir.
Baskı Öncesi Aşamalar;
1. Dizgi
2. Sayfa Düzenleme
3. Renk Ayırımı
4. Kalıp hazırlama.
CTP
CTP (computer to plate), bilgisayardan direk kalıba pozlandırma demektir. Basımı yapılacak işlerin bilgisayar ortamında çeşitli programlarla düzenlendikten sonra CTP cihazında lazer yoluyla, direkt olarak alüminyum veya polyester kalıba aktarılması anlamına gelir. CTP’nin diğer tüm teknolojik gelişmeler gibi beraberinde getirdiği avantajlarla, matbaa piyasasında hızla ve önemli bir yer edindiğini gözlemlemektedir.
BASKI SÜRECİ
Baskı kalıplarının hazırlanmasından sonra sıra baskı sürecine gelir. Tipo, ofset, tifdruk, serigrafi ve flekso matbaacılık sektöründe kullanılan başlıca baskı yöntemleridir. Dijital baskı da yakın zamanda bu baskı yöntemlerine eklenmiştir. Baskı işlemi işin özelliğine göre kağıt, karton veya film malzemeler üzerine baskılar yapılır.
TABAKA OFSET
Tabaka ofset makineleri, adından da anlaşılacağı gibi kesilmiş tabaka kağıtlara baskı yapar. Günümüzde ofsetler ile 0,040 mm kalınlıktan 0,60 mm kalınlığındaki her türlü tabakaya sorunsuz baskı yapabilmektedir. Tabaka ofsetler 40gr/m2 kağıttan 450 gr/m2 kartona kadar baskı yapabilir. Baskıdaki hızları saatte 3000 ila 18000 tabaka arasında değişmektedir. Tabaka ofsetler maksimum baskı ebadından minimum baskı ebadı arasındaki her türlü kağıtlara baskı yapabilmektedir. Bu özellikleri sayesinde kartpostaldan zarfa kadar, el ilanından formalı işe kadar çeşitli işler basılabilmektedir. Tabaka ofset baskı makineleri tek renk, çift renk, dört renk, dört renk + lak, beş renk altı renk, sekiz renk, on renk gibi istenilen renk renk sayısına göre sipariş verilebilir. Tek geçişte kağıdın hem önüne, hem de arkasına baskı yapabilen çevirme sistemleri olan tabaka ofset baskı makineleri vardır.
Tabaka ofset makinesi, kalıp, kauçuk, baskı silindirleri mürekkep merdaneleri, nemlendirme merdaneleri, kağıt verici aparat, kağıt götürücü sistemle, kağıt istif asansörü, kağıt tutucu ve götürücü makaslar, kumanda panelleri gibi temel sistemlerden oluşmuştur.
WEB OFSET
Web ofset sistemi ofset baskı sisteminin gazete, dergi, kitap gibi yüksek tirajlı işler için geliştirilmiş şeklidir. Önceleri sadece gazete baskılarında kullanılan webler, günümüzde tabaka ofset kalitesine yaklaşmıştır. Web ofsetin ilk baskıya giriş firesi nedeniyle, baskı adedi 10 bin ve üzeri baskılar için kullanılmasında yarar vardır. Dört renkli tabaka ofsetler saatte 10-18 bin süratle iş basabilirken, web ofset makineleri aynı işi saatte 25000-100000 süratle ön-arka baskısı, katlaması, yapıştırması, kesimi yapılmış halde iş çıkarırlar.
Web ofsetlere ‘ rotatif ofsetler’de denir. Bobin kağıtlara arka-ön baskı yapılır. Makine tipleri kauçuk–kauçuğa sistemiyle çalışırlar. Kağıda baskı yapıldıktan sonra bobin olarak baskı ünitesini terk eder veya makinenin çıkış kısmında veya makinenin çıkış kısmında kurutma, katlama, harmanlama, kesme, sayma ve paketleme gibi özel tertibat üniteleri ilave edilebilmektedir.

Tarihin ilk çağlarında kâğıdın, orta çağlarında ise matbaanın bulunuşu toplumların kültürel gelişimine çok büyük katkılar sağlamıştır. En önemli katkılarının başında ise bilginin hızlı, kolay ve güvenilir bir şekilde çoğaltılması ve diğer insanlara ulaştırılması gelmektedir.
Matbaa tarihi, 593 yılında Çin’de ağaç oyma tekniği kullanılarak baskı yapılan ilk matbaanın kurulmasıyla başlamıştır. Long Hi ansiklopedisinin basımı için ayrı ayrı 250 bin harf kazınmıştır. İlk matbaanın öncesinde de farklı baskı teknikleri denenmiş ancak baskı merkezi kurulması için yeterli gelmemiştir.
Ayrı harflerle matbaa baskısı tekniği de ilk olarak 1041 yılında yine Çin’de, Pi-Sheng adlı bir Çinli demirci tarafından bulunmuştur. Bu yöntemde her bir harf veya karakterin kalıbı ayrı olarak hazırlanıyordu. Böylece bir harf kalıbı farklı sayfaları veya kitapları basmak için tekrar kullanılabiliyordu. Bu buluş matbaanın icadı sürecindeki önemli gelişmelerden biridir.
Matbaanın batıya doğru yayılması Uygur Türklerinin Çinlilerden matbaayı öğrenerek kullanmasıyla başlamıştır. Müslümanların 8. yüzyılda Doğu Türkistan ve Çinlilerle irtibata geçmesi sonrasında kâğıtla birlikte matbaa tekniği de İslam dünyasına geçmiştir. Ancak kâğıdın kullanımı oldukça yaygınlaşırken matbaanın kullanımı sınırlı kalmıştır.
Avrupa’da ise 15. yüzyılda ilk olarak ahşap kalıp baskı tekniği kullanılmaya başlanmıştır. Bu teknikte kâğıt veya kumaş üzerine basılacak yazı ve resimler bir bütün olarak ahşap malzeme üzerine özel kalemlerle kazınıyordu. Ancak kitap üretiminde bu yöntem yerine daha çok elle çoğaltma yöntemi kullanılıyordu. 15. yüzyılın ortalarında matbaanın icadı ve Avrupa’nın her yerinde kâğıt üretiminin yapılmaya başlanması ile birlikte Avrupa’da kitap basımı yaygınlaşmıştır.
Modern matbaanın mucidi olarak bilinen kişi Johann Gutenberg’dir. 1447 yılında hareketli parçalar ile yazı baskısını Avrupa’da başlatan kuyumcu, matbaacı ve yayımcıdır. Johann Gutenberg tek tek metal harflerle yüksek baskı tekniğini geliştirmiştir. 1455 yılında ise kitap çoğaltmak için matbaayı etkin bir biçimde kullanmaya başlamıştır. Hızlı, kaliteli baskı yapmayı mümkün hale getiren Gutenberg’in tekniği, sanayi devrimi ile birlikte modern matbaa makinelerinin ve baskı tekniğinin temelini oluşturmuştur (Görsel 1.2-1.3).
1771 yılında Alois Senefender isimli bir Alman tarafından litografi baskı (taş baskı) sistemi icat edilmiştir.
Litografi baskı sisteminde lito taşı kullanmıştır. Böylece ofset baskı sisteminde kalıp üzerine kimyasal yolla görüntü aktarma olayının temeli sayılan taş baskı sistemi uygulanmaya başlanmıştır. Taş baskı ile önceleri tek renkli baskılar yapılırken daha sonraları her rengin baskısı için ayrı taşlar kullanılarak çok renkli baskılar yapılıyordu. Bu baskılar kollu taş baskı presleri kullanılarak yapılıyordu. Daha sonraları ofset baskı sisteminin temelini oluşturan makinalar geliştirildi. Önceleri bir çoğaltma tekniği olarak kullanılan taş baskı, ofset baskı sisteminin geliştirilmesiyle hem ticari hem de sanatsal amaçlı baskılar yapmak için tercih edilmiştir.
Ofset baskı sistemi, 1905 yılında Alman Casper Hermann ve Amerikalı J.W. Rubel tarafından geliştirilmiştir. Baskı kalıbı için lito taşı yerine çinko levhalar kullanılarak, bugünkü ofset baskı tekniğinin temelleri atılmıştır. 20. yüzyılın sonlarına kadar başarılı bir şekilde uygulanan ve gelişen bu teknikler yerini zamanla dijital baskı tekniklerine bırakmaya